Gece Ana

Nisan 24, 2017
Gece Ana
Campbell son derece ağır suçlarla itham edilmesinin yanı sıra bir yazar, bir zamanlar orta karar şöhrete kavuşmuş bir oyun yazarıydı. Yazardı demek, sırf sanatın gerektirdiklerinin ona, üstelik herhangi bir sakınca görmeden yalan söylettiğini söylemektir.
Oyun yazarıydı demekse hiç kimse sahne kadar garip bir yapaylıktaki bir şey üzerinde hayatları ve tutkuları çarpıtan bir adamdan daha iyi yalan söyleyemeyeceğinden, okura yapılan daha da sert bir uyarıdır.
 
İnsanı insan yapan nedir?
Kimliğimizi ne belirler?
Genetik miras mı? Yetiştirilişimiz ve ailelerimiz mi?
Irkımız, dilimiz, dinimiz mi? Çevremiz mi?
Coğrafya mı? Tarih mi?
Başımıza gelenler mi?
Yoksa hepsini birden alıp ne yaptığımız mı?
Davranışlarımızın altında hangisi yatıyor?
Yaptığımız veya yapmadığımız şeylerin sonuçları, son tahlilde tümüyle bizim midir? Doğru, hep göründüğü gibi midir?
Yalan her bağlamda kötü müdür yoksa anahtar,
görelilik kuramının söylediği şey midir?
Merhamet olmadan insan, insan olur mu?
 
Kurt Vonnegut, başyapıtlarından Mezbaha 5’te ufak bir rolde görünmüş
Amerikalı ‘Vatan Haini’ Howard W. Campbell Jr’ı başrolüne oturttuğu casusluk öyküsü
Gece Ana’da, tanıyıp sevdiğimiz, hem gülümsetip hem göz yaşartan sivri diliyle

bir kez daha şereften merhamete, aşktan ihanete her yönüyle insan olmayı anlatıyor

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir