Cennet – Cehennem

Nisan 28, 2017
Cennet – Cehennem

Semâvâtn (dünyann semâs ile kartrlmamaldr.) fevkinde, Ar’n tahtnda yaradlm, el’an mevcûd birer büyük âlem olup, Cennet süedâya, Cehennem de ekyâya ayrlm birer yurddur.
Maddî, ma’nevî mevcûd olup, göz ile görülmemeleri, el ile tutulmalar da mümkündür.
Evet Cennet, Cehennem mevzû’u, söylediimiz gibi: Semâvâtn fevknde, Ar’n tahtnda mahlûk ve mevcûd, ma’nen ve maddeten hissedilmesi mümkündür.
Bir de: Hududsuz bir varlk olan, eref-i mahlûkat bulunan insânn kendi iklîm-i vücûdünde bulunan Cennet ve Cahîm’den de bir nebze bahsedelim:
Kalbde gizli envâr vardr, fakat domu güne gibi de parlakdr. Hakk’n tecelliyât- sübhâniyyesi de orayadr.
Kalbde bir takm kuvvetler vardr.. Cenâb- Hakk’n o kuvvetlerdeki sun’ celîlinde muhtevî kld esrâr, ancak makam- insâniyyetde tekâmül etmi hazret-i insandan bakas bilemez.
O kuvvetler mahlûk olmakla beraber tecellî-i Hakk’n mir’âtdr.Hükümde uzak olsa da ma’nen en yakîndir.
O kuvvetlerin aczi, mahlûk olduundan dolaydr.
Zâhir hâline nazaran türlü türlü kederlere ma’rûz olan insâna o kuvvetler ferah baheder.
imdi: Her akl sâhibi için o kuvvetlerin ziynetine marûr olmamak ve onlara hrs ile dalmamak lâzmdr. Eer bu kuvvetler memâtdan müberra olarak hayât ile mahlûk olsalard, sen onlar görmeye de kaadir olurdun.
O kuvvetler insanlara hem muttasl, hem de insanlardan münfasldr.
Bu mevzû’un nefisde olan lübbü, sadefdeki inci gibidir. Lâyk ile ta’rîfi; söze deil, hâle baldr. Fakat bir hakikat anlamaklk gayesini tayan kimse için maksad güne gibi parlakdr.
Cennet ve Cehennem hakknda biraz daha geni konuaym: Cennet: Her kerîm ve her erîf olann mahallidir.
Cennetlere bâis-i hilkat olan ksm, Hakk’n Mennân isminin manzûrudur.
Hakk’n Kaahir isminin manzûru olan Cehennem: Cenâb- Hakk’n mafiret tecellîsinin srr içindir.
Burada bir incelik söylemeden geçemiyeceim:
Gaafir olan Hak, Cehennem’i setreder. Ve neticede ehl-i nârn âkbeti baka bir hâle müncer olur. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz Cehennem’den haber verirlerken:
“Kaadir, Cebbâr, Cehennem üzerine bir tecellî-i sübhânîde bulunduu zaman, Cehennem “yeter, yeter …” diye yalvarmaya balar, yerinde maydanoz otu biter” buyurmulardr.
Bu Emr-i Ahmedî’nin srr udur:
Allahü Teâlâ, ehl-i nâr için azâb yaratd gibi, onlara azâba tehammüle vesîle olacak kudreti de yaratmdr. Eer böyle olmasa; ehl-i nârn helâk olarak mün’adim olmas ve dolays ile de müsterih olmalar lâzm gelirdi.
Binâen’aleyh Allahü Teâlâ ehl-i nâr için; kendilerinin çekecei azâb, tehammüle bâis olacak kuvveti ihsân etmesi, hikmet-i sübhânîsindendir. te o kuvvet sebebi ile Cenâb- Hakk’n ikabn tadarlar ve çekerler.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir